Tem
28
2008
0

Götüm, Götsün, Göt…

İyi bir yazı iyi bir başlıkla başlar… Göt, kişiye göre değişken olmayan duruşu ile bahsettiğim “iyi başlık” tanımına uyuyor. Bildiğimiz üzere herkes, hepimiz bir göte sahibiz. Bu durum kişiye göre değişkenlik sergilemeyen bir sabitlik sergilemektedir. Bununla beraber herkesin götü, bulunduğu vücutta kendince bir duruş sergilemektedir… Bu öyle bir duruşturki, yeri sabit ama ruhu değişkendir. Her bünyede farklı bir ruhi duruş sergilemekle, bedendeki pozisyon fakirliği açığını kapatmaktadır. Kimi kalkık, kimi yere bakan, kimi geniş, kimi dar, kimi çıkık, kimi basık… Bunlar monte oldukları vücutta yerlerini birkaç santim değiştirebilecek ve görsel olarak kendilerini ifade edebilecekleri vasıflardır. Bir de bu işin ruhi kısmı var… Bu bağlamda göt, “Yalnız fizyolojik değil aynı zaman da psikolojik bir unsur” niteliğine kavuşmaktadır.

(daha fazla…)

Yazar baha Kategori: Deneme | Etiketler: , , , , ,
Tem
26
2008
0

Mister No

İtalyan Sergio Bonelli ve Galliano Ferri ikilisi tarafından 1975 yılında ilk macerasına atılan karizmatik, samimi, alkol sever, tembelliğe yatkın bir kişiliktir. Hippi ruhunu benimsemiştir. Başını belaya sokmamaya özenle gayret göstermesine rağmen genelde belanın tam içindedir.

Adından da anlaşılacağı gibi hemen hemen herşeye karşı bir duruşu vardır. Ama bu duruş anarşistliğinden ziyade genelde kafasının basmadığı durumlardan dolayı sergilenir…

Ve genelde etrafında olup bitenlere kafası bir türlü basmaz.

(daha fazla…)

Tem
26
2008
0

Corto Maltese

Adamımız bir denizci. Corto Maltese… Bir çizgi roman kahramanı. Karizmatik, biraz romantik, alkol dostu… Başını belaya sokmakta başarılı bir denizci.

Çizeri Hugo Pratt tarafından 1887 yılında Malta’dan denize açılmıştır. Çin, İrlanda, Somali, Türkiye, Semerkand, Arjantin, Marsilya, Tunus, Honduras, Fransa ve daha pek çok yerleri dolaştığı maceraları çizgi roman kitaplarında yerlerini almışlardır.

1900 yılında Çin’de başlar ilk macerası. 13 yaşında 1904 yılında, mançurya’da şubat 1904 ‘le eylül 1905 arasında yapılan rus - japon savaşı sırasında karşılaşırız. 1905 yılında patagonya’da dır. (daha fazla…)

Tem
25
2008
0

Şizofrengi

90′lı yıllarda kentte çıkan en iyi dergiydi Şizofrengi. Bir gurup psikiyatrist ve “deli” nin birlikte çıkarttığı, sloganı ” Bütünüyle Kuşkudayız” olan, belirli bir zaman aralığı olmaksızın sayılarının çıktığı, herkesin kafasına göre takıldığı bir dergiydi.

Derginin adının nasıl ortaya çıktığını, “Tenin ve tinin dışlanmışlığı yani şizofreniyle frengi yi birleştirdik bu ismi bulduk” şeklinde açıklayarak yapmışlardı. Dergide şiir yazan hastalardan bir tanesinin yazdığı :

Aşkımın şiddetinden koptu gönlün freni
Doktor beni sanıyor hala şizofreni

Dizeleri okuyucuların hafızalarındadır hala. (daha fazla…)

Tem
23
2008
0

Zeplin… Çizgi roman gazetesi

1991 yılının sonlarında başlayıp 1992 yılının başına kadar süren yayın serüveninde, Türk çizgi roman anlayışına yeni bir bakış getiren dergidir Zeplin.

Derginin başında Bülent Morgök ve Aydın Gündüz ikilisi vardı ve ikisi de arkadaşım oldukları için mutlu olduğum adamlardı. Ben o sıralar haftanın üç günü ailemin evinde, dört günü de Bülent’in evinde geçiren bir adamdım. Bahçelievler de oturuyorduk hepimiz. Bülent’in kardeşi Levent esas benim arkadaşımdı. Levent Morgök… Şimdi iyi bir ressam olarak iyi eserlere imza atıyor. Bir de Ercü vardı.. Hala var. Kardeşlerin en küçüğü… Ercüment Morgök. O da daha sonraları çizgi roman dergilerinde adından söz ettirdi. Ben bu ailenin sonradan monte edilmiş çocukları gibi bir süre beraber yaşadım, Aydın’ı da bu vesile ile tanıdım.

Derken bir gün müthiş proje ortaya çıktı, ” ZEPLİN”. Gazete ebatlarında olacaktı ve renkli değil, siyah beyaz olacaktı. Siyah beyaz olması işin ruhu gereğiydi. İçinde o güne kadar alışılagelmiş kare kare karikatürlerden ziyade çizgi romanlar olacaktı. Derginin ismi hepimizin severek dinlediği Led Zeppelin gurubundan esinlenerek konulmuştu. (daha fazla…)

Tem
22
2008
0

Devam…

İstasyonun merdivenlerinden hızla inip tam sokağa çıkacakken salona girip siktiri yiyen adamı gördü. Kaldırıma oturmuş boş gözlerle sokağı izliyordu. Yanına gidip kafasının tam arkasına yumruk indirdi, adam ne olduğunu anlayamadan acıyla haykırdı… Ardından yüzüne bir tekme attı, adamın burnu kırıldı. Adam daha yerden kalkamadan bir tekme de karnına yedi… Nefesi kesilmiş bir şekilde iki büklüm yerde kalakaldı… Burnundan akan kan zar zor nefes alırken küçük baloncuklar oluşturup patlıyordu… Ne olduğunu anlayamamıştı bile. Derken yüzüne, bu sefer tam elmacık kemiğine bir tekme daha yedi… olduğu yere yıkıldı. Ayaktaki burnundan soluyarak, “Ulan puşt!” Dedi… “Ulan puşt… Bir Meryem yeter ulan bana… Fazlasına gerek yok lan!”… (daha fazla…)

Yazar baha Kategori: Senaryolar | Etiketler: , , ,
Tem
21
2008
0

İsimsiz

Sanırım 15-16 yıl öncesiydi… Bir gece yolum bir şekilde Sultanahmet e düşmüştü. Sebebini hatırlamıyorum şimdi ama geceleri pek tercih etmediğim bir semttir o civarlar. Zoraki olarak oralarda bulunmuşumdur diye tahmin ediyorum. Çemberlitaş tan Sultanahmet e inerken sol kolda sanırım adı Sultan Pub olan bir yer vardı, oraya girip bir veya birkaç bira içtiğimi sanıyorum… Rakı da olabilir. “Pub” ismi bira içtiğim fikrini dayattı belki de… Her neyse, canım sıkıldığı için oradan çıktığımı çok iyi hatırlıyorum ama. Oradan çıkar çıkmaz hemen soldaki sokağa girmiştim, Sultan Pub zaten sokağın köşesinde, girişi Sultanahmet cepheli bir yerdi. Evet sanırım böyle bir konumdaydı. Sokağa girmemin sebebi ise sokaktan gelen Led Zeppelin şarkısıydı… Sultanahmet’te Zeppelin duymak çekici gelmişti. Sokağa girer girmez yaklaşık 20-30 adım sonra solda kaldırım hizasından aşağıya uzanan merdivenlerin dibindeki kapının ardından geliyordu müzik. Bodrum katından. Dar bir kapısı vardı. İçeriye girdiğimde dışarıda, sokakta yeryüzeyindeyken uğultu halinde gelen müziğin net ve yüksek sesli hali anında etrafımı sarmıştı… Fimlerdekine benzer bir giriş olmuştu, çok net hatırlıyorum ve hoşuma gitmişti. İçerisi bir tren vagonunu hatırlatıyordu… (daha fazla…)

Tem
21
2008
0

Devam…

Sırıtarak elindeki çiviye baktı… Ardından karşı banktaki punk Madonna ya gözlerini dikerek, “Bu Meryem’in doğum günü hediyesi” dedi. Punk Madonna, ” Aman iyi, benim için olmasın da” dedi. Beriki, “Haketmekle ilgili bişey bu” dedi… “Haketmen lazım”. Kadın, “Haketmediğim boktan bir yaşam sürüyorum zaten, konservatuardayım ve Peter Greenaway den esinlenme bir tiyatro oyununda saçlarımı bir punkçı şeklinde kazıtmam şartıyla rol kaptım… Yetenekli olduğumdan değil, kimse saçlarını feda edemedi… Sebebi bu. Üzerimdeki manto da oyunun kostümü, böyle birşey alacak param yok. Dün akşam son oyunu oynadık, paramı vermediler ben de mantoyu aldım, verdiğim sahte telefon numarası karşılığında bira ve sigara aldım ve gördüğün gibi… Buradayım. Ve bütün bu boktan şeylere ilaveten paslı bir çiviyi haketmek inan bana ihtiyacım olan son şey”. Cebinden sigarasını çıkartıp yaktı. İçeri giren günışığı havada uçuşan toz zerreciklerine değer katarcasına parıldatıyordu, karşılıklı çekilen sigaralardan çıkan dumanlar bu toz zerreciklerine katılıyor, onların mavimtrak bir renge bürünmesine yol açıyordu… (daha fazla…)

Tem
20
2008
0

Giger’in sürrealist barları

Bir önce ki yazımızda ünlü bilim kurgu filmi “ALIEN” ın tasarımcısı, sıradışı ressam Giger hakkında bilgiler vermiştik. Şimdi de yine tüm tasarımını kendisinin yaptığı barlardan görüntüler veriyoruz. Dünya da bir kaç yerde Giger Bar var. Switzerland da iki, Tokyo ve New York’ da birer tane…Bu barların tümü Giger’in sürrealist bilimkurgu atmosferiyle kaplı. Barlar ın içine girildiğine akla ünlü mimar Gaudi nin bu dünya ya ait olmayan eserleri geliyor… Bu yazımızda sırasıyla bu mekanların görüntülerini bulacaksınız. (daha fazla…)

Yazar baha Kategori: Mekanlar | Etiketler: , , , , , , ,
Tem
19
2008
0

Giger

İ

İsviçre’nin küçük kenti Chur’da, muhtemelen 1940’lı yılların ikinci yarısında, orta yaşlı yerel eczacı evine bir ilaç firmasının promosyon olarak verdiği insan kafatasını getirir. Eczacının küçük oğlunu bu ürkütücü armağan baştan çıkaracaktır. Zaten karanlık, korkutucu ve tuhaf şeylere büyük ilgi duyan çocuğun dikkati bu kafatasının sembolize ettiği ölümcül temalar üzerinde odaklanır. Küçük yaşta, ailesiyle kaldığı evin kilerinde bir korku tüneli yapar. Mukavvadan iskeletlerin, canavarların ve cesetlerin yer aldığı bu tünele arkadaşlarını korkunun ve eğlencenin kaynaştığı dakikalar geçirmek üzere davet eder. En büyük hazlarından biri, mahallenin büyük kızlarından birinin de yarattığı küçük cehennemi ziyaret etmesidir. (daha fazla…)

Yazar baha Kategori: Ressamlar | Etiketler: , , , ,

Powered by KaosKenti | WP Theme | Pozitifsoft.com WP Themes