Götüm, Götsün, Göt…
İyi bir yazı iyi bir başlıkla başlar… Göt, kişiye göre değişken olmayan duruşu ile bahsettiğim “iyi başlık” tanımına uyuyor. Bildiğimiz üzere herkes, hepimiz bir göte sahibiz. Bu durum kişiye göre değişkenlik sergilemeyen bir sabitlik sergilemektedir. Bununla beraber herkesin götü, bulunduğu vücutta kendince bir duruş sergilemektedir… Bu öyle bir duruşturki, yeri sabit ama ruhu değişkendir. Her bünyede farklı bir ruhi duruş sergilemekle, bedendeki pozisyon fakirliği açığını kapatmaktadır. Kimi kalkık, kimi yere bakan, kimi geniş, kimi dar, kimi çıkık, kimi basık… Bunlar monte oldukları vücutta yerlerini birkaç santim değiştirebilecek ve görsel olarak kendilerini ifade edebilecekleri vasıflardır. Bir de bu işin ruhi kısmı var… Bu bağlamda göt, “Yalnız fizyolojik değil aynı zaman da psikolojik bir unsur” niteliğine kavuşmaktadır.
İtalyan Sergio Bonelli ve Galliano Ferri ikilisi tarafından 1975 yılında ilk macerasına atılan karizmatik, samimi, alkol sever, tembelliğe yatkın bir kişiliktir. Hippi ruhunu benimsemiştir. Başını belaya sokmamaya özenle gayret göstermesine rağmen genelde belanın tam içindedir.
Adamımız bir denizci. Corto Maltese… Bir çizgi roman kahramanı. Karizmatik, biraz romantik, alkol dostu… Başını belaya sokmakta başarılı bir denizci.
Bir önce ki yazımızda ünlü bilim kurgu filmi “ALIEN” ın tasarımcısı, sıradışı ressam Giger hakkında bilgiler vermiştik. Şimdi de yine tüm tasarımını kendisinin yaptığı barlardan görüntüler veriyoruz. Dünya da bir kaç yerde Giger Bar var. Switzerland da iki, Tokyo ve New York’ da birer tane…Bu barların tümü Giger’in sürrealist bilimkurgu atmosferiyle kaplı. Barlar ın içine girildiğine akla ünlü mimar Gaudi nin bu dünya ya ait olmayan eserleri geliyor… Bu yazımızda sırasıyla bu mekanların görüntülerini bulacaksınız.
İsviçre’nin küçük kenti Chur’da, muhtemelen 1940’lı yılların ikinci yarısında, orta yaşlı yerel eczacı evine bir ilaç firmasının promosyon olarak verdiği insan kafatasını getirir. Eczacının küçük oğlunu bu ürkütücü armağan baştan çıkaracaktır. Zaten karanlık, korkutucu ve tuhaf şeylere büyük ilgi duyan çocuğun dikkati bu kafatasının sembolize ettiği ölümcül temalar üzerinde odaklanır. Küçük yaşta, ailesiyle kaldığı evin kilerinde bir korku tüneli yapar. Mukavvadan iskeletlerin, canavarların ve cesetlerin yer aldığı bu tünele arkadaşlarını korkunun ve eğlencenin kaynaştığı dakikalar geçirmek üzere davet eder. En büyük hazlarından biri, mahallenin büyük kızlarından birinin de yarattığı küçük cehennemi ziyaret etmesidir.